Digital Ocean internette bulunan ve an itibariyle hem kurulumu, hem fiyatları hemde kendi bloglarında yazılan dökümanlarıyla en kolay bulduğum VPS seçeneğidir. Gelin beraber kurulumuna bakalım.

Öncelikle Sign Up diyerek üye oluyoruz. Sonrasında Droplet oluşturuyoruz. Biz  Digital Ocean’da sadece küçük bir Droplet’ız.

( Bunu yazmadan edemezdim. 🙂 )

Burada kullanımınıza bağlı bir tercihte bulunmanız lazım. Eğer performansa ihtiyacınız varsa 10$ yada 20$ lık seçenekleri yada 40$ dollarlık seçeneği düşünebilirsiniz. Ama tecrübeyle söyleyebilirim ki Swap ( Ram olarak harddisk kullanımı ) SSD harddisk kullanılması sayesinde epey iyi performans sağlıyor.

Serverların response (tepki süresi) göz önüne alındığında ve web server’ımızın okyanusun altından geçen bir kabloya bağlı olmak zorunda olmasını tehlikeli bulmam sebebiyle İngiltere yada Amsterdam Server’larını öneririm. Hatta sadece Amsterdam sunucusunu öneririm.

create-droplet-v5-e512defaSunucu seçimleri arasında kişisel tercihim hep debian tarafında olmuştur. Masaüstü kullanımda Ubuntu, Server kullanımda ise Debian kullanımını mantıklı buluyorum. Ubuntu hep güncel paketlerle son sürümleri sunmaya çalışır. Debian ise sadece stabil çalıştığından emin olduğu paketleri güncellemeye sunar. Şimdi kurulumu tamamladıysanız size ait bir VPS ( Virtual Private Server ), Debian ve ip adresiniz oldu.

Domain Sağlayıcısından aldığınız domaininizin ayarlarına

ns1.digitalocean.com
ns2.digitalocean.com
ns3.digitalocean.com

yazıyoruz.

Sonrasında Digital Ocean yönetim panelinden DNS ayarlarını yapıyoruz.

Domain adresimizi ve onun bağlanacağı ip adresini “Select a droplet” seçeneğinden seçerek bağlıyoruz.

Dns ayarları herkesin problem yaşadığı bir konudur aslında. Arkadaşım hanefi sayesinde öğrendim ki bu karışık yapının arkasında baştan düşünememek var. Dns Kayıtlarında yeteri kadar ayar baştan düşünülmemiş sonrasında yorum olarak ayrılan alana kodlama yaparak bu sorunu gidermişler.

Burada biraz kayıtlardan ve anlamlarından bahsetmek lazım;

A kaydı belirli bir ismi bir ip adresine bağlamaya yarar.

Bizim örneğimizde www ile başlayan bir domaini ip adresine bağlıyor.

  • Kaydını bağlayarak ise tüm ihtimalleri bağlamış oluyoruz. *.benimdomainim.com şeklinde gelen tüm bağlantıları ip adresine bağlamış oluyoruz.

Başka yerlerde CNAME kaydıyla yaparlar. Bunun aslında anlamı bir ismi bir isme bağlamaktır. Ama sonuçta her isim bir ip adresine bağlanacağından bunlar 1-2 mili saniyelik site yüklenmesinde gecikmeye sebep olur. Gerçi Cache ile çoğu zaman bunları atlar server’lar ama yinede gerek yok.

MX kayıtları genelde mail için kullanılır ama onu DNS kullanımı notlarını hazırladığımda anlatacağım. Biz konumuza dönelim.

Tüm bu ayarlar bir ismin bir ip adresine dönüşmesini sağlar. Böylelikle bizim serverımıza ulaşır insanlar. Şimdi o server’ı ayarlamaya geldi sıra.

Bunu Ngnix web server ve kontrolü kolay olsun diye Ajenti Panel ile yapıyorum. Bununla alakalı bir yazı hazırlamaktayım. Uzun ve asıl önemli nokta olduğu için o dökümanı ayırmayı doğru buldum. O dökümana buradan erişebilirsiniz.